|
Doğum Yeri ve Tarihi:
Akademisyen ve gazeteci olan Osman ÖZSOY, 17 Şubat 1965 Çarşamba günü Bartın'da doğdu.  Annesi, doğumun güneşin doğmasına yakın bir vakitte gerçekleştiğini söyler.
Güzel bir çevrede, güzel bir çocukluk dönemi geçirdi. Huzurlu bir aile ortamında büyüdü. Bir çocuğun yaşaması gereken tüm güzellikleri yaşadı. Okul öncesi çocukluk dönemine dair hatırladıkları arasında, 1968 Bartın depremi, aynı günlerde dedesinin vefatı ve arkadaşlarıyla yaptığı hızlı koşma yarışmaları başta gelir.

AİLE TARİHÇESİ:
Özsoy Ailesi geniş bir ailedir. Ailede, "on kuşak" öncesine kadar aile geçmişini yansıtan soyağacı bulunmaktadır. Yeni
doğanlar bu soyağacına ilave edilmektedir. Aile büyükleri arasında Yemen'de ve Çanakkale
de şehit olanlar bulunmaktadır. Osman Özsoy'un babasının adı Yaşar, annesinin adı Ayşe'dir.
Baba tarafından büyük dedesi Bartın'da Kadı (hâkim) idi.
Annesinin babasının adı Ali Osman'dır. Bir asker olan ve karakol komutanlığı yapan Ali Osman, aslen Trabzonlu olmasına rağmen, mesleği gereği tayin nedeniyle önce Bartın Amasra'ya, oradan da yine Bartın'a yakın bir belde olan Kozcağız'a geldi. Emekliliğinin ardından da bu şirin beldeye yerleşti.
|

AMASRA |
1927 doğumlu olan baba Yaşar Özsoy, hayatı boyunca muhitinde tanınmış saygın bir insan olarak yaşadı. Köyde okuryazarın yok denecek kadar az olduğu o yıllarda, babasının (Nuri) kasabadan (Bartın'dan) onun okuması için alıp getirdiği gazeteleri yakından takip ederdi. Köyde sadece onların evinde bulunan radyodan dinlediği ajanslarda neler olduğunu merak edenlerin, 'Yaşar Efendi, bugün ajanslarda ne var?' şeklindeki sorulara hep o muhatap olurdu. Dedesi Ali Osman, askerlik mesleğinden emekli olduktan sonra Kozcağız'a yerleşti. Özsoy'un anne-babası burada tanışarak evlendiler. Torunun isminin 'Osman' olarak konulmasında dedesi Ali Osman'ın büyük etkisi oldu. Daha sonra Avrupa'ya yerleşen dedesi oradan gönderdiği mektuplarında, 'adım adlı torunum Osman'ın gözlerinden öperim' şeklinde yazardı.
Baba Yaşar Özsoy dışa açık, insanlarla kolay iletişim kuran bir insandı. Yolu düşüp Kozcağız'a uğrayanlar
çoğunlukla onun evinde misafir olduğu gibi, çok sık yaptığı yurt içi ve yurt dışı seyahatlerinde edindiği
dostları da evlerine misafirliğe gelirdi.
Baba Yaşar Özsoy'un evinde yaşanan bu yoğun misafir trafiği, farklı çevrelere mensup insanları tanıma ve
çabuk diyaloga geçme konusunda çocuklar üzerinde olumlu etki yaptı.
Aynı zamanda yazar olan, 1966 ve 1986 yılarında basılmış 2 kitabı, (baskı hazırlığında 3. bir kitabı) bulunan
baba Yaşar Özsoy'un, dünyanın en çok kitap okuyan kişilerinden biri olduğunu söylemek kesinlikle
mübalağa olmaz. Evlatları onu bugüne kadar elinde kitap olmaksızın beş dakika bile olsun boş oturduğunu
görmemiştir. Seyahate çıktığında, ailesiyle pikniğe gittiğinde bile yanından kitap eksik olmaz.
Seyahate oldukça meraklı olan Yaşar ÖZSOY'un, okuduklarından ve gittiği yerlerdeki gözlemlerinden harman ederek yaptığı sohbetlerine doyum olmaz. Saatlerce konuşsa kesinlikle bıktırmayan keyifli bir üslup ve anlatı sahibidir. Çocukluğundan beri tuttuğu günlük sadece aile tarihçesini değil, ülkenin yakın geçmişini de yansıtmaktadır.
Anne Ayşe ÖZSOY ise, bilgiye ve öğrenmeye aşırı meraklı bir kadındır. Daha büyük bir yerleşim yerinde yaşasaydı ve okuma fırsatı bulsaydı, büyük ihtimalle parlak bir kariyer sahibi olurdu. O yıllarda yaşadıkları küçük beldede ortaokul olmaması ve en yakın kasaba olan Bartın'da da kızların yatılı kalabileceği bir okul bulunmaması, çok istemesine rağmen annesinin tahsil hayatını sürdürememesine neden olmuştur
Ayşe Özsoy vakanüvis gibidir. Çocukluğundan beri gerek aile, gerek yakın çevre, gerekse de ülke ve dünyada olup biten tüm önemli hadiseleri takvim kartonlarına not etmiştir. Çocuklarının ilmen ve ahlaken iyi yetişmesi konusunda büyük emek sarf eden Ayşe Özsoy için 'Osmanlı Kadını' demek mümkündür.
Anne babasının her ikisinin okumaya olan aşırı düşkünlükleri, yüksek iletişim becerileri onları dünyaya açık, kültürlü bireyler olmalarını sağlamıştır.
Baba Yaşar Özsoy'un tek başına aile nüfusu çocukları, torunları ve torun çocuklarıyla 140'ı aşmıştır. Sağlığında torunun torununu görmek nasip olmuştur.

Osman Özsoy'u yakından tanıyanların onunla ilgili ilk izlenimi, medeni cesareti ve
girişken kişiliğidir.
Kişiliğinin bu yönünün gelişmesinde büyük ölçüde babasının, ayrıntıya olan ilgisi ve
araştırmaya olan merakında annesinin etkili olduğu söylenebilir. Fiziki görünümünün
ise, büyük ölçüde dedesi Ali Osman'ı andırdığı ifade edilmektedir.
Kayınpeder & Kayınvalidesi
EĞİTİMİ: İlkokulu doğduğu yer olan Kozcağız'da okudu. 1976'da mezun oldu. Okulunda başarılıydı. Dördüncü sınıfa kadar sınıf öğretmeni Mustafa Yılmaz'dı. Beşinci sınıfta öğretmeni değişti, Hediye Yıldırım mezun etti. Hediye öğretmeni hiç unutmadı. Aradan geçen 30 yılın ardından, 2006 yılının Ekim ayında uzun uğraşıların ardından öğretmenini yeniden aradı buldu. Yanına çocuklarını da alarak kendisini ziyaret etti.
 |
İlkokulda öğretmenleri ile sınıf arkadaşları arasında öğlesine bir kaynaşma oldu ki, öğlenci oldukları (derse öğleden sonra gidildiği) zamanlar da bile, dersten 2 saat önce okula giderek okul bahçesinin yeşil çimenleri üzerinde, ağaca yaslanmış karatahtanın önünde ders yapmak adet haline gelmişti. O yıllarda okullarda öğrencilere un, yağ ve süt tozu dağıtılıyordu. Öğrenciler okuldan aldıkları bu malzemelerle sırayla evlerinde annelerine lokma gibi hamur işi ürünler hazırlattırırlar, ders öncesinde bahçede devam eden bu gönüllü eğitim ortamında arkadaşlarıyla birlikte yerlerdi.
Öğretmenleri tarafından kendisine ilk defa ne olmak istediği sorulduğunda 'Öğretmen' cevabını verdi. Eğitimciliği seçmesinde ve sevmesinde öğretmenlerinin ve ailesinin büyük etkisi oldu.
ORTAOKUL HAYATI:
O zamanlar Bartın, Zonguldak iline bağlı bir ilçe idi. Çocuklarının daha nitelikli okullarda eğitim almaları konusunda özen gösteren baba Yaşar Özsoy, kıt imkânlarına rağmen, 3 oğlunu aynı anda Zonguldak şehir merkezindeki okula kaydettirerek orada onlar için bir ev tuttu. Üçkardeş, bir oda ve küçük bir mutfaktan oluşan bu evde yaşadılar. Zor şartlar altında okul hayatlarını sürdürdüler. Osman Özsoy 1976-1979 yılları arasındaki ortaokul hayatını burada geçirdi.
Şu an iktisat profesörü olan ağabeyi İsmail ÖZSOY'un üniversiteyi kazanarak İstanbul'a gelmesi üzerine, 1979 yılının Eylül ayında kendisi de onunla birlikte İstanbul'a geldi ve İstanbul Kadıköy'de liseye kaydoldu.
LİSE HAYATI:
Liseye devam ederken ikamet ettiği İstanbul Altunizade'ki Erzurum Sitesi, her yönü ile nezih bir ortamdı. Daha sonraki yıllarda Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı görevlerinde de bulunan Turgut Özal'ın annesi Hafize Özal burada otururdu. Başbakan Özal annesini ziyaret amacıyla buraya sıkça gelirdi. Hafize Özal'ın oturduğu binanın altı mahallenin tek mescidi idi. Bu ziyaretlerinde Turgut Özal'ı da yakından tanıma fırsatı buldu. Türkiye'nin 1980'li yıllarda yaşadığı değişimi bizzat kendisinden dinleme imkânı buldu. Mahallede diğer komşusu sanatçı Hulusi Kentmen'di. Erzurum Sitesi'nde ayrıca tanınmış işadamları ve bürokratlardan da oturanlar vardı. Yurtdışında saygın üniversitelerde çalışan ve senelik izinlerinde gelen bilimadamlarından dış dünyada olan biteni de dinleme fırsatı buldu. Erken yaşta geniş bir çevre edinme ve tanıma fırsatı edindi.
Devam ettiği lisenin hocalarının büyük bölümü o yıllarda aynı zamanda akademik kariyer yaptığı için, bugün birçoğu Türkiye'nin yakından tanığı profesörler oldular. Prof. Saim Yeprem, Prof. Yümni Sezen, Prof. Yaşar Fersahoğlu, Prof. İsmail Karaçam gibi bugünün ünlü hocaları o dönemde kendisinin ders hocası oldu.
Lise'den arkadaşlarıyla bağını koparmadı. 1983 yılında liseyi bitirirken arkadaşları ile sözleştiler ve her yıl Haziran ayının ilk cumartesi günü İstanbul Küçük Çamlıca'daki 'O Ağacın Altı' olarak anılan mekânda bir araya gelmeyi kararlaştırdılar. ÜNİVERSİTE YILLARI:
Hayatının belli bir bölümünde kısa da olsa öğretmenlik yapmayı kariyer planı içine alan ÖZSOY, tarihe olan merakı nedeniyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü tercih etti ve orayı kazandı.
|
Üniversitelerin 12 Eylül sonrası sakin ortamı içinde 1983 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih 
Bölümü'nden 1987 yılında mezun oldu. Fakülte yaşamında da bugün bile devam
eden kalıcı arkadaşlıklar edindi.
Hocalarıyla aynı zamanda arkadaş olma şansına sahip oldu. Kendilerini bugün bile hala
ziyaret etmektedir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde okurken seçmeli
derslerinin tamamını fakültenin diğer bölümlerinden alarak sosyal bilimlerin birçok
disiplini hakkında bilgi sahibi olmaya çalıştı. Fakültenin değişik bölümlerinde görev yapan Türkiye'nin tanınmış hocalarından (Prof. Dr. Mehmet Kaplan vb.) dersler aldı. Daha sonraki yıllarda bunun faydasını gerek akademik çalışmalarında, gerekse de yazılı ve görsel basınla ilgili faaliyetlerinde fazlasıyla gördü.
1987-1994 yılları arasında özel öğretim kurumlarında eğitimcilik ve idarecilik görevinde bulundu.
BASIN YAŞAMI:
Basında ilk yazısı 1983 yılı Nisan ayında yayınlandı. "Arayış" adı ile 2 gün devam eden hikayesi ilgi gördü. 1983-1994 yılları arasında çeşitli gazetelerde çok sayıda haber, yazı dizisi ve makalesi yayınlandı.
1994 yılında TV programlarına başladığı dönemde yazılı basındaki yazılarına kısmen ara verdi. 1994-2000 arasında televizyon programları yapım ve sunuculuğu yaptı.
Özel televizyonculuğun ülkemizde gelişmeye başladığı ilk yıllardan itibaren bu alanda çalışmalar yürüten ÖZSOY, hazırladığı televizyon programlarına toplumun farklı kesimlerinden 1200'ü aşkın ismi konuk etti. Programlarında, ekranlardan uzak durmayı tercih eden tanınmış isimleri ilkeli ve dengeli yayın anlayışı ile ilk kez ekranlara taşıma fırsatı buldu.
ÖZSOY, 1994 yılı ortalarından itibaren haftada bir yayınlanan ve 101 program devam eden 'Bizim Kürsü' programının yapım ve sunuculuğunu yanısıra (1994-1996), onun hemen ardından başlayan ve hafta içi her akşam 202 bölüm boyunca yayınlanan 'Haber Kritik' adlı haber programının da (1996 -1997) yapım ve sunuculuğunu üstlendi.
Bu programların ardından 'Gündemin İçinden' adlı haber programının (1998 - 1999) yapım ve sunuculuğunu yaptı.
Daha sonra program Kanal 6 televizyonuna geçti. Bu kanalda (2000 yılında) 'Gündemin İçinden' adlı haber programının yapım ve sunuculuğunu sürdürdü.
ÖZSOY kendi programlarına ara verdikten sonraki süreçte, ülke ve dünya gündemine ilişkin çeşitli konularda TV kanallarına sıklıkla konuk olmakta ve görüşüne başvurulmaktadır.
2003-2006 yılları arasındaki 3 yıllık dönemde Halka ve Olaylara Tercüman gazetesinde haftada 3 gün 439 köşe yazısı yazdı.
Anasayfa'da yer alan MEDYA YAZILARI linkinde de ayrıntıları görüldüğü, bunların dışında çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış yüzlerce yazısı bulunmaktadır.
Halen yazılarını www.Haber7.com için yazmakta ve burada yazdığı yazısı sayısı şu ana kadar 500'e yaklaşmış bulunmaktadır. Okunma sayısına göre, internet ortamında en çok okunan köşe yazarlarının başında gelmektedir.
|
AKADEMİK YAŞAMI:
Liseli yıllarında gelecek yaşamına ilişkin kariyer planlaması yaparken, ilerleyen yıllarda medya dünyası içinde yer almak hedefleri arasındaydı. Özsoy bu nedenle bir yandan öğretmenlik mesleğini sürdürürken, öbür yandan ileride profesyonelce yapmayı düşündüğü gazetecilik mesleğine akademik bir disiplin sağlamak amacıyla kariyere başladı.
Tarihe, toplumsal olaylara ve uluslararası ilişkilere olan merakı nedeniyle Yüksek Lisans tezinde Osmanlı Devleti'nin son dönem mahkeme (İstanbul Mahkemesi) kayıtlarından yola çıkarak o günün toplumsal yapısını farklı bir pencereden inceledi.
Yüksek lisansının hemen ardından başladığı doktora tezinde, Türk basın tarihinin en çok tartışılan gazetecilerden olan Ali Kemal'i inceledi. Doktora çalışması sırasında, İstanbul ve Milli Mücadele basını üzerine geniş araştırmalar yürüttü ve Osmanlı'nın son 30 yıllık basınını taradı. Edindiği bu birikim kendisine, yazdığı her türlü yazıda ve güncel konularla ilgili değerlendirmelerde olaylara daha derinden ve tarihsel perspektiften bakma becerisi kazandırdı.
Tezinde ayrıca, Ali Kemal'in Milli Mücadele'ye muhalefetinin nedenlerini ortaya koymaya çalıştı.
1996 yılı Ocak ayında DOKTORASINI tamamladı.
Doktora çalışmasının ardından bir yandan televizyon programlarının yapım ve sunuculuğunu sürdürürken, öbür yandan İstanbul Üniversitesi'nde 'Medya Siyaset İlişkileri', 'Radyo Televizyon Haberciliğinde Kamuoyu Oluşturma' ve 'Kamuoyu Oluşturma Teknikleri' konularında Yüksek Lisans doktora dersleri verdi.
 1999 yılında gittiği ABD'de akademik alanıyla ilgili çalışmalar yürüttü. 'Yayıncılık ve İletişim' konusunda programlara katıldı. Harvard Üniversitesi'nde çeşitli araştırma projelerine katkıda bulundu.
2000 yılında Halkla İlişkiler ve Tanıtım alanında DOÇENT oldu.
O tarihten sonra değişik vakıf üniversitelerinde öğretim üyesi ve bölüm başkanı
olarak görev yaptı.
16 Şubat 2007 tarihinde Atılım Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü'ne PROFESÖR olarak atandı. Halen Fatih Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
DANIŞMANLIK ÇALIŞMALARI:
Türkiye’nin sosyal, siyasal, sosyo-ekonomik ağırlıklı sorunlarının tespitine ve çözüm önerilerine yönelik çok sayıda araştırma projesi yürüttü. Danışmanlığını yürüttüğü projeleri kitap olarak da basıldı.
Seçmen davranışları üzerine yaptığı çalışmalara paralel olarak seçim kampanyaları konusunda stratejik danışmanlık yapan Özsoy, kamuoyunun yakından izlediği başarılı seçim kampanyalarına imza attı.
2002- 2004 yılları arasında, ülkenin sanayi ve ticarette önde gelen 46 il'inde faaliyet gösteren Genç Sanayici İşadamları Dernekleri'nin (TÜGİK) Genel Koordinatörlüğünde bulundu ve bu kuruluşların Genç İşadamları Dernekleri Konfederasyonu adıyla tek çatı altında toplanmasında katkı yaptı.
Halen, kamuoyu araştırmaları yürüten şirketlere, resmi-özel çeşitli kurumların sosyal içerikli araştırmalarına danışmanlık yapan ÖZSOY, ulusal ve uluslar arası birçok toplantıda konuşmacı olarak yer almaya devam etmektedir.
Sultan Kayıkları Projesi:
Özsoy, Türk kültür mirasının önemli öğelerinden birinin canlandırılması projesi olan ve orijinali Beşiktaş Deniz Müzesi'nde
muhafaza edilen Sultan (veya Saltanat) Kayıkları'nın aslına uygun bir şekilde Haliç ve Boğaziçi'nde yeniden hayata geçirilmesi
projesinde de aktif olarak görev aldı.

SEMİNER VE KONFERANSLAR
Özsoy'un profesyonel olarak yaptığı işler arasında seminer ve konferanslar önemli yer tutmaktadır.
Anasayfa'da yer alan SUNUM KONULARI başlıklı linkte en çok talep edilen sunum konuları örneğinde yer aldığı gibi, yoğun bir seminer ve konferans programı bulunmaktadır. Yoğun İstanbul programının yanısıra ayda birkaç kez İstanbul dışında programlara katılmaktadır.
EŞİ - ÇOCUKLARI
ÖZSOY 6 Ağustos 1989'da, bir işadamı olan ve şu an aktif iş yaşamını bırakmış bulunan Denizlili Musa Kazım Süren & Ayşe Süren çiftinin 2 kızından büyüğü olan Şeyma Hanım ile evlenmiştir.
Şeyma Özsoy Almanya doğumludur. Çocukluğu İzmir'de geçmiştir. Ailesi 1976 yılında Almanya'dan döndüğünde İstanbul'a yerleşmiştir.
Osman & Şeyma Özsoy çifti, 1990 doğumlu H. Furkan ve 1996 doğumlu S. Burhan isminde iki çocuk sahibidir.

|